30 Aralık 2016 Cuma

ÂŞIK VEYSEL’İ ANMAK

ÂŞIK VEYSEL’İ ANMAK


Âşık Veysel araştırmaları bu soruların yanıtını bulmadan Âşık Veysel gerçeğini bulmada yada gerçek bir ozan değerlendirmesi yapmada eksik bırakır, yanlış yapılır. Bu sorular Veysel’i doğru algılamamızı sağlayacaktır. Âşık Veysel 1894 yılında Sivas’ın hiç bilinmeyen, dünyadan kopuk bir köyünde doğmuştur. Bu yıllarda bütün Osmanlı ülkesinde olduğu gibi her yerde açlık ve kıtlık vardı.

 Sivrialan köyü de bunlardan daha da iyi değildi. Köyün üretimi çok düşüktü. Üretim yapacak erkeklerin büyük bir çoğunluğu Yemen ve diğer Arap çöllerinde savaşta ölmüştü. Kalanların bir kısmı askerdi. Veysel’in gençlik yılları yalnızlık ve kadınlarla geçiyordu. Köye arada bir yaşlı halk ozanları, ocakzade dedeler ve Bektaşi babaları uğruyordu. Veysel yaşamının en mutlu anlarıydı bu zamanlar.Veysel’i mutsuz eden etmenlerin başında gözlerinin görmemesi değil, yaşıtlarının asker olmasıydı. O’nu en çok seferberlik yılları etkilemişti.

İleriki aşamalarda yazdığını vatan ve yurt sevgisi şiirleri bu düşünce ve duyguların dışa vurumu olacaktı. Her şeyden evvel Veysel ümmi değildi. Veysel el ve gözleriyle değil. Gönlüyle okuyup yazıyordu. Etkileşimi ise yörenin büyük ozanları ve arkadaş ilişkileriydi. Kimdir bunlar? Bir önceki kuşaktan; Ağahi, Kemter, Serdari, Aşık Veli, Talibi…

Veysel 1931 Sivas Âşıklar Bayramına kadar bu özetlenen kişiler ve çevrenin etkisindedir. Veysel’i var eden koşullar geçmişidir, ilişkileri ve çevresidir. Sonrası bu birikimler üzerinden yürümüştür. Bu temel olmasa, Veysel de olamazdı kuşkusuz.


Ağlayı ağlayı vardım pınara
Kirli yağlığımı yuvermediler
Herkes destini doldurdu çıktı
Bana da bir damla su vermediler

Elimde bir kadeh vardım kurnaya
Hücum eylediler bana vurmaya
Elimdeki kadehimi kırmaya
Tutular bir kaçı koyvermediler

Al bu kadehini kaldır dediler
Gözünün yaşiyle doldur dediler
Bir fincan su verdik bıldır dediler
Sanki ya verdiler ya vermediler 

Prof. Dr. Beyhan ASMA.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder